Ara

Burçlara ve Fallara Neden İnanıyoruz? - BARNUM ETKİSİ


Başlamadan önce sizinle ilgili bir kaç tahmin yapmama izin verin.

  • Gerçekten dostum diyebileceğiniz ve her şeyinizi çekinmeden anlatabileceğiniz insan sayısı 2-3 taneyi geçmez.

  • Başkalarının sizi beğenmesine ve size hayran olmasına ihtiyaç duyuyorsunuz, ama aynı zamanda kendinize karşı eleştirel olmaya da eğilimlisiniz.

  • Kişiliğinizin bazı zayıf yönleri var ama genelde olumlu yönleriniz sayesinde bunları kolaylıkla telafi etmeyi başarıyorsunuz.

  • Kendi yararınıza çevirebileceğiniz halde kullanmadığınız çok büyük ve önemli bir kapasiteye sahipsiniz.

  • Dışarıdan disiplinli ve özgüvenli gözükürken, içten içe biraz kaygılı ve güvensizsiniz. Nitekim bazen doğru kararı verip vermediğiniz ya da doğru şeyi yapıp yapmadığınız konusunda kafanızda ciddi şüpheler uyanıyor.

  • Belli bir miktarda değişiklik ve farklılığı tercih ediyorsunuz; kısıtlamaların ve sınırlandırmaların içinde kalmak sizi mutsuz ediyor.

  • Bağımsız bir düşünür olmakla gurur duyuyorsunuz, yeni fikirlere karşı kendinizi kapatmıyorsunuz ama başkalarının iddialarını yeterli tatmin edici kanıt olmadan kabul etmiyorsunuz.

  • Başlarda soğuk biri gibi gözükseniz de karşınızdakine ısındığınızda çok konuşkan ve sıcakkanlı birine dönüşüyorsunuz.

  • Bazı zamanlar dışadönük ve sosyalsiniz; bazı zamanlarsa içedönük bir kapalı kutu oluyorsunuz.

Bu 9 tahminden kaç tanesi doğru?


"Barnum etkisi" terimi, 1956'da psikolog Paul Meehl tarafından Wanted - A Good Cookbook adlı makalesinde ortaya atıldı. Barnum etkisi, bireylerin, kişiliklerinin sözde kendilerine özel olarak uyarlanmış, ancak gerçekte belirsiz olan tanımlamalarına yüksek doğruluk oranları verdiği yaygın bir psikolojik fenomendir. Bu etki, astroloji, falcılık, aura okuma ve bazı kişilik testleri gibi bazı paranormal inanç ve uygulamaların yaygın kabulü için kısmi bir açıklama sağlayabilir. Bu etki basitçe şunu söylüyor: Herkes için ya da her durumda geçerli olabilecek yuvarlak cümleler genel anlamı size uyduğu için kolayca kabul görür. Sonrasında zihnimiz detayları da otomatik olarak kabullenmeye başlar. İçimizden “Tıpkı beni anlatıyor”, “Aynen ben bu”, “Bunu nasıl bildi” diye geçirmemizi sağlayan durumlar/yorumların bu etkiden sıkça yararlandığı söyleniyor. Bunu sağlamak için önce doğru üslup ve kelimelerle, genel yorumla bizim tepkimizin ölçüldüğü, sonra da o tepkiye göre yorumlar ve detayların çeşitlendirildiği paylaşılıyor. Ek olarak söylenenler dinleyiciyi bir beklentiye de soktuğundan “kendi kendini gerçekleştiren kehanet” de devreye girebiliyor.