Ara

Yaşlandıkça Zaman Neden Daha Hızlı Akıyor Gibi Hissederiz?



Kolunuzdaki saate baktığınızda bir dakikanın akış hızı değişmez. Bir günün 24 saati ve takvimlerdeki günlerde de durum böyledir. Ancak yaşlıların “Zaman çok hızlı geçiyor” deyişini bilirsiniz.

Zamanın hızlı geçtiği algısı yaş ilerledikçe hissedilen ve sık sık söz edilen bir şeydir. Zamanın akışıyla ilgili bu algının yaşa göre değiştiğini deneyler de göstermiştir. Saate bakmadan bir dakikanın ne zaman dolduğunu tahmin etmeleri istendiğinde 20 yaşındaki kişi 70 yaşındakinden daha doğru tahminde bulunur. Yaşlı olan ise dakikanın daha hızlı dolduğunu düşünmüştür. Peki takvimlerde ve saatlerde akış hızını asla değiştirmeyen zaman, nasıl oluyor da yaşlandıkça hızlanıyor?


Belki de bu zamana bağlı değil de, zamanı algılayış biçimimize bağlıdır. Yapılan araştırmalara göre biz büyüdükçe, belirli bir dönem uzunluğunun azalıyor gibi görünmesi, zaman için bir 'logaritmik ölçek' ortaya atıyor. Beyinlerimiz zamanı, bir noktaya kadar yaşadığımız zaman üzerinden hesaplıyor.

İki yaşındaki bir çocuğa göre bir yıl, ömrünün yarısı eder, bu yüzden yaşınız küçük olduğu zaman, doğum günleriniz arasında böylesi sıradışı uzun bir bekleme dönemi varmış gibi görünür. 10 yaşındaki bir çocuğa göre bir yıl, yaşamının sadece yüzde 10'udur (hafif derecede daha katlanılır bir bekleme süresine yol açar) ve 20 yaşındaki birine göre bu sadece yüzde beşidir. Logaritmik ölçekte 20 yaşındaki birisinin, iki yaşındaki birinin doğum günleri arasında yaşadığı aynı orantılı artışı yaşaması için, 30 yaşına gelene kadar beklemesi gerekecektir. Bu bakış açısı göz önüne alındığında, biz büyüdükçe zamanın hızlanıyor gibi görünmesi şaşırtıcı değildir.

Öte yandan zaman algımızda rol oynama ihtimali olan başka bir durum daha var. Bu da, biz alışılmışın dışında deneyimler yaşarken beynimizde salgılanan dopamin. Gençlik yıllarında yaşadığımız deneyimlerin çoğu, bizim için alışılmışın dışındadır. Biraz daha geriye gittiğimizde, çocukken yaşadıklarımızın çoğunlukla bizim ilklerimiz olduğunu söylemek mümkün. Özgün deneyimler, beynin daha fazla enerji sarf etmesini sağlar ve işlenebilmek için daha fazla zaman gerektirir. Bu yüzden gençken, beyinlerimiz dünyayı anlamaya çalıştığı için daha hareketli ve daha detaycıdır. Ancak, belli bir noktada işlerin nasıl yürüdüğünü anladıktan sonra, dikkate alınacak detaylar azalır. Beyinlerimiz de yavaşlamaya başlayabilir. Ne var ki bu durumda zaman daha hızlı akar, çünkü önemli anların sayısı gittikçe azalır.