Ara

Aşı Tartışmalarında Nasıl Bir Tutum Sergilemeliyiz?

Güncelleme tarihi: 13 May 2021



Dünya Sağlık Örgütü’nün (WHO) 2019 yılı için oluşturduğu, toplum sağlığını tehdit eden en önemli 10 tehlike arasında aşı karşıtlığına ve aşı tereddüdüne de yer verildi.


İtalya, Fransa, Romanya, Ukrayna, Sırbistan ve Karadağ gibi pek çok ülkede aşılama oranı çok düşük seviyelerde. Hatta 2018 yılı verileri incelendiğinde, Türkiye için de tehlike çanlarının çaldığını söylemek mümkün. 22 Şubat 2019 tarihinde, NTV tarafından yapılan habere göre, aşı ile kolaylıkla önlenebilir bir vaka olan kızamık vakası sayısı; 2016 yılında 9 iken, 2018'in ilk dokuz ayında 500’ü geçti. Aynı zamanda, çocuklarına aşı yaptırmayı reddeden aile sayısı 2016 yılında 11.000 iken, bugün bu sayı 23.000'e ulaştı. Aşılama kesintisi yaşandığında, çocuk yaş grubunda yılda 14 bin 296 ölüm gerçekleşeceği öngörülüyor.


Anlaşıldığı üzere, bilimsel gerçeklik reddedildiğinde sonuçları ağır olabiliyor. Özellikle yanlış bilgilerin yayıldığı, asparagas haberlerin paylaşıldığı sosyal medya platformlarında, aşı karşıtı komplo teorilerine maruz kalan pek çok ebeveyn, çocuklarına aşı yaptırmaktan kaçınıyor. Araştırmadan, sorgulamadan ve konunun uzmanlarına danışmadan, öğrendiği bu yanlış bilgileri yayarak toplum sağlığını riske attığının farkına dahi varamıyor. Aşı karşıtlığı, pandemi döneminde toplumda geniş kitlelere yayılıyor. Aşı karşıtlığına karşı sürdürülen bu mücadelede, herkesin yapabileceği bir şeyler bulunuyor.


Örneğin, akranlar arasındaki konuşmalar oldukça etkili ve yönlendirici özelliğe sahiptir. Çünkü bir insanın davranışı, büyük oranda sosyal normlar, bağlantıdaki diğer insanların değerleri ve yaptıklarıyla şekillenir. Öncelikle unutulmaması gereken şey; delile dayalı iletişim tekniklerini herkesin kullanabileceğidir, yani bu alanda uzman olmaya gerek yoktur.


Aşı Karşıtını "Aşılamak"

Son zamanlarda dünyanın dört bir yanında artan kızamık vakalarına ilişkin yayımlanan pek çok haberde, genellikle suçlu olarak aşı karşıtı ebeveynler görülmektedir. Esasında, önerilen aşıların bir kısmını ya da bütün dozlarını aksatanlar yalnızca "aşı karşıtları" değildir, bu insanları tamamen "aşı karşıtı" olarak etiketlemek hatalı bir yaklaşımdır. Çünkü agresif ya da küçümseyen bir dil, insanların aşıya başvurma olasılığını azaltırken; güvenilir bir kişiyle açık ve saygılı bir tartışma, tereddütlü ebeveynleri aşılamaya teşvik eder.


Öncelikle, tüm tartışmalarda olması gerektiği gibi agresif ya da küçümseyici bir dil kullanılmamalıdır. Bununla birlikte, aşı karşıtını bilimsel veriye boğmak ya da fikirlerini ve düşüncelerini görmezden gelmek etkili bir yöntem değildir. Belirli bir konuya dair bilimsel gerçekleri reddeden bir insana, daha fazla bilimsel delil sunma girişimi pek mantıklı bir yaklaşım olmayacaktır.


Karşılaşılan sorunların büyük bir kısmı, insanların bilimsel sonuçları politik, dini ya da sosyal yargılarından yola çıkarak değerlendirmesinden kaynaklanıyor. Dolayısıyla, kişinin dünya görüşünün güçlü etkilerini görmezden gelerek yapılan iletişim girişimleri, çoğunlukla faydasız ve sonuçsuz kalır. Geçmişte yapılan çalışmalar, düşünceleri değiştirmenin bu denli zor olmasının nedenlerinden birinin; herhangi bir kişiye, bir konuya dair yeni bakış açıları sağlamanın, kaçınılmaz olarak kişinin beyninde mevcut algısını güçlendiren bilgi ağlarının ortaya çıkması olduğunu ileri sürmüştür. Aşılardan bahsederken, delile dayalı iletişim tekniklerini kullanarak herkesin faydalanabileceği bazı ipuçları bulunuyor. Örneğin sağlık uzmanları, ABD ve Kanada'daki çalışmalarda, HPV ve bebek aşılarının yapılmasını artırmak amacıyla bu gibi teknikleri kullanma konusunda eğitilmiştir.


Her insan aynı koşullara ve deneyimlere sahip değildir. Bu nedenle bireyin aşılara olan kaygıları da değişebilir. İlk adımda yapılması gereken şey, kaygıların öğrenilmesidir. Kaygıların ne olduğu sorulmalı, sebepleri dinlenmelidir. Amaç, bireyin aşıya dair tereddüdünün tam olarak ne ile ilgili olduğunu anlamaya çalışmaktır. Tereddütlerin temelini ne oluşturuyor? Bunlar, aşı ile ilgili yapılan araştırma zaafları veya veri eksikliği, sağladığı etkinlik ya da yan etkileri ile ilgili olabilir. Sıradaki adımda ise endişelere hak verilmelidir. Bireyin endişelerine ya da kaygılarına hak vermek güven duygusunu tetikleyerek pozitif bir izlenim oluşturur. Sonrasında, eldeki bilgiler paylaşılabilir ve referanslar gösterilebilir. Unutulmamalıdır ki, bireyin sahip olduğu mitlere karşı küçümseyici ve agresif bir tutum, “geri tepme” etkisini ortaya çıkarır. Ardından, kişisel deneyimler paylaşılmalıdır. Bu, bireyi ikna etme konusunda oldukça önemli bir adımdır. Çünkü yaşanmış olaylar ve hikayeler daha çok rağbet görür. Beynin duygulardan sorumlu bölgesindeki uyaranlar daha fazla olduğundan daha baskın sonuçlar ortaya çıkarır. Böylelikle birey, kişisel deneyimlere karşı kendini daha yakın hisseder.


Aşı karşıtlığının kolayca yayılmasındaki bir başka etken ise duyguları hedef alıyor oluşudur. Aşıların otizme sebep olmadığını ortaya koyan düzinelerce araştırma, bir ebeveynin beynini, çocuğunun aşıdan dolayı otizm geliştirdiğini söyleyen bir ebeveynin duygusal hikayesi kadar etkilememiştir. Dolayısıyla, aşı karşıtlarıyla yapılan konuşmalarda olumlu deneyimlerden ve karşılaşılan durumlardan bahsetmek ikna sürecine katkıda bulunabilir. Bir diğer yandan, insanlar; özellikle çok tereddütlü olmaları durumunda aşılamaya karar vermeden önce, bu konuyu birçok farklı kişiyle tartışabilir ve fikir alabilirler. Bu aşamada, tereddüt eden insanların sorularını ve endişelerini paylaşabilecekleri kişi olmak çok önemlidir. Bu da ancak yargılayıcı olmadan sağlanır. İletişim konusundaki bu ipuçları, tereddütlü ancak düşüncelerini tartışmaya açık olan biriyle aşılar hakkında yapılan konuşmalarda etkin rol oynar.


Sonuç ve Genel Tavsiye

Kısacası, böylesi bir durumda hedef kitle aşı karşıtı değil, tartışmaya tanıklık eden, izleyen ya da okuyan diğer kişilerdir. Aşı inkarcısı tarafından kullanılan teknikler; komplolara, sahte uzmanlara, seçmece yapmaya ya da imkansız beklentiler gibi mantıksal safsatalara atıfta bulunmayı içerebilir. Eğer siz de güçlü bir aşı destekçisiyseniz; sabırla dinleyin ve düşüncelerinizi saygılı bir biçimde paylaşın, açık ve güvene dayalı ilişkiler kurun ve sürdürün; sizin bu tutumunuz başka bir kişinin aşıyı desteklemesini sağlayacaktır.


(Gürkan Akçay'ın yazısından derlenerek oluşturulmuştur.)


Kaynaklar ve İleri Okuma

  1. How to Respond to Vocal Vaccine Deniers in Public. World Health Organization. 2017.

  2. Ten Threats to Global Health in 2019. World Health Organization.

  3. Vaccine Hesitancy: Where We Are and Where We Are Going. Clinical Therapeutics.

  4. Communicating With Parents About Vaccination: A Framework For Health Professionals. BMC Pediatrics,

  5. Increasing Vaccination: Putting Psychological Science Into Action. Psychological Science in the Public Interest.

  6. Everyone Can Be An Effective Advocate For Vaccination: Here’s How. The Conversation, Jessica Kaufman & Margie; Danchin,