Ara

Manhattan Projesi: Bilim Tarihinin Dönüm Noktası



19. yüzyılın sonlarına doğru kapitalizmin bir aşaması olarak ortaya çıkan emperyalizm olgusu kendisiyle birlikte o zamana kadar görülmedik bir ölçekte ve çok sayıda bilim insanının katıldığı bilim ve teknoloji üretimine yol açmıştır. Ancak bu yeni durum aynı zamanda emperyalist devletlerin güdümünde bilimi suistimal eden ve çürüten bir özelliği de getirmiştir. Büyük ölçekli bilimsel üretimin en iyi bilinen örneklerden biri, bilim insanlarının İkinci Dünya Savaşı’nda kullanılmak üzere atom bombası geliştirdikleri “Manhattan Projesi”dir. Savaş sırasında bilim insanları ve mühendisler radar, penisilin, roket geliştirilmesi gibi farklı konularda katkı sağlamış olsalar da Manhattan Projesi bilim insanları, askeriye ve devlet arasında yeni bağlar oluşturması ve fizik başta olmak üzere bilimi emperyalist müdahale ile ilişkilendirmesinden dolayı özel önem taşımaktadır.


Manhattan Projesi 1943-1945 yılları arasında binlerce bilim insanı, mühendis ve teknisyeni atom bombasının tasarım ve üretimi amacıyla gizli bir görev için bir araya getirmiştir. Başlangıçta Hitler’in nükleer silah elde etmesi kaygısı nedeniyle bir grup bilim insanının motivasyonu ile başlatılan ve bugünkü para ile yaklaşık 30 Milyar $ bütçe ve 125.000 çalışan ile gerçekleştirilen bu projenin çıktıları bu projeye hizmet eden çoğu bilim insanının bilgisi ve kontrolü dışında Hiroşima ve Nagasaki’de yüz binlerce insanın katledilmesi ile sonuçlanmıştır. Bu nedenle Manhattan Projesi, 20. yüzyıl bilim tarihinde bir dönüm noktası olarak değerlendirilmektedir.


1896 de Fransız fizikçi Henry Becquerel’in radyoaktiviteyi keşfetmesiyle geliştirilmeye başlanan atom bombası, fiziksel olarak ilk defa 1911 yılında denenmiştir. Fakat atom bombasının yıkıcı gücü ancak 1930’lu yılların sonuna doğru anlaşılmıştır. 2 Aralık 1942 de “Metalurji Projesi” kod adlı projeyi İtalyan Enrico Fermi yapmıştır ve resmen atom çağını başlatmıştır. Ardından atom enerjisinin silahlarda kullanılabileceğini öngören Albert Einstein dönemin Amerika başkanı Roosevelt’e bir mektup yazmış ve Almanya’nın II. Dünya Savaşı başlamadan Atom enerjisini keşfetmeye çok yakın olduğunu ve bunu savaşta yıkıcı bir güç olarak kullanmaya karar verdiğini bildirmiştir. Mektup olayından hemen sonra Almanya’dan daha çabuk davranan ABD, 1945 yılında Los Alamos, Meksika’da Prof. Dr. Oppenheimer kontrolünde atom enerjisinin kullanımını araştırmış ve saf Uranyum ve Plutonyum’dan 50’şer kg üretmiştir.

ABD, atom enerjisinin insanlar üzerindeki ölümcül ve yok edici etkisini araştırmak için “Manhattan Project” adı verilen bir araştırma grubunu kurmuştur. 1945’de 40 Laboratuar ve 200.000 bilim insanıyla başlayan bu projedeki çalışan sayısı Amerika’da makine endüstrisinde üretim yapan tüm işçi sayısında daha fazlaydı. 1945’de ilk meyvesini veren Manhattan projesi ile birlikte Fat Man (Şişman Adam) isimli bomba Meksika’nın Alamagor bölgesinde kontrollü olarak patlatılmıştır. Yeryüzündeki bu ilk nükleer patlamayla doğa, atom bombasının yıkıcı gücüyle karşılaşmış olmuştur. Projenin doğası ve sonucu, son derece tartışmalıdır ve günümüzde nükleer bombaların savaşta kullanılmasının etiği halen yoğun bir şekilde tartışılmaktadır.