Ara

Mide Rahatsızlıklarının Gizli Sebebi: Helikobakter Pilori



Helicobacter pylori (H. pylori) 3 mikrometre uzunluğunda, 0.5 mikrometre çapında, spiral, mikroaerobik ve gram negatif bir bakteridir. Bu bakteri insan vücuduna girdikten sonra tedavi edilmezse burada sonsuza kadar yaşamını devam ettirebilir ve yerleştiği yerlerde kronik enflamasyonlara neden olabilir. Bu enflamasyonlar da zamanla on iki parmak bağırsağı ülseri, mide ülseri veya mide kanserine dönüşebilir.


Başlangıçta Campylobacter pyloridis olarak bilinen H. pylori, ilk defa 1982 yılında laboratuvar ortamında üretilmiştir. Bu bakterinin gastrit ve ülser gibi hastalıkları olan insanlarda, mide mukoza epitelinin üzerindeki mukus tabakasında yaşadığı gözlemlenmiştir. 1989 yılında yapılan çalışmalarla “Campylobacter” ailesine ait olmadığı ve kendi adını taşıyan bu yeni cinsin “Helicobacter” ailesine ait olduğu ortaya çıkmış ve Helicobacter ailesine taşınmıştır.


Helicobacter ve Campylobacter cinsi, bazı genotip ve fenotip farklılıkları nedeniyle birbirlerinden ayrılırlar. Örneğin kılıflı kirpiklerinin olması, 4 ya da 6 kamçı içermesi, hücre çeperinin pürüzsüzlüğü bazı ayırt edici özellikleridir.


H. pylori bakterisinin gastroduodenal hastalıklarla olan ilişkisinin ortaya çıkarılmasına yönelik çalışmalarda, bakterinin gastrik kolonizasyonu ile mukoza ilişkili lenfoid doku (MALT) ve adenokarsinomlar arasındaki bağlantı dikkat çekmiştir. Yapılan çalışmalar sonrası H. pylori tedavisinde ve MALT lenfoma hastalarında iyileşme görülmüştür. Bunun sonucunda 1994 yılında Uluslararası Kanser Araştırma Kurumu, Helicobacter pylori bakterisinin insanlar için kanserojen olduğunu açıklamıştır. Böylelikle ilk kez bir bakteri “tip 1 kanserojen” olarak sınıflandırılmıştır.



H. pylori bakterisi esas olarak mideye yerleşir. Normal şartlarda mide mukozası herhangi bir bakteri enfeksiyonuna karşı çok iyi korunur bir yapıdadır. Ancak asidik ortamın yoğun olması önemli bir rol oynar.


Bu bakterinin, mide asidinin daha düşük olduğu antrum bölgesine yerleşmesi daha kolaydır çünkü korpus ve fundus bölgelerinde asitlik yüksek yoğunluktadır. Ateşli hastalık gibi bir durum yaşanıyorsa, asitliğin en düşük olduğu ortam veya asit salgısında azalma olması bakterinin mideye yerleşmesini hızlandırır. H. pylori kendi virülans faktörleri sayesinde midedeki asidik ortama uyum sağlar. Üreaz enzimi üreyi parçalar, amonyak ve karbondioksite dönüştürür. Amonyak da asidik ortamda amonyuma çevrilir. Oluşan bu amonyum, mukus tabakasındaki bakterilerin hayatta kalmasında önemli bir rol oynar. H. pylori bakterisinin spiral ve kamçılı yapıda olması mukus tabakasında yüzebilmesini ve mide epiteline tutunabilmesini sağlar.


Bazı adezin maddeleri, H. pylori bakterisinin mide epitel hücrelerine yapışmasına yardımcı olur. En önemli adezin maddesi “Bab-A (Blood Group Antigen-Binding Adhesin)” proteinidir. Bu protein, epitelde Lewis B kan grubu antijenlerine bağlanır.


H. pylori, yoğun ortamlarda iyi hareket etme yeteneğine sahiptir. Kamçısı, protein ve lipopolisakkaritten oluşur. Kamçısının kılıfı ve filamenti, aynı zamanda bakteriyi mide asidinden korur. Ayrıca H. pylori, aktif hareketlilik ile mide mukus tabakasına asidik ortam yoluyla hızla girer ve bu tabakada hareket etmeye devam eder.


H. pylori, dünyada en sık rastlanan hastalık etkenlerinden biridir ve dünya nüfusunun yarısı bu bakteri ile enfekte olur. H. pylori ile enfekte kişilerin çoğunda gastrit gelişirken, hastaların %20 ila %30’unda peptik ülser, Crohn hastalığı, Zollinger Ellison sendromu ve mide kanseri gibi hastalıklar ortaya çıkar. Hastalığın oluşumunda hastanın genetik ve immünolojik özellikleri, sigara ve alkol kullanımı, vitamin eksiklikleri ve çevresel faktörler de rol oynar.


Bu bakterinin nereden ve nasıl kaynaklandığı henüz tam olarak bilinmemektedir. Günümüzde yapılan çalışmalara göre, H. pylori bakterisinin ana konağı insandır. Dolayısıyla dışkı-ağız veya ağız-ağız yoluyla bulaşır. Aile içi yakın temas ve endoskopi gibi faktörler de bakterinin kolayca yayılmasını sağlar.


H. pylori enfeksiyonu genellikle dispepsi (karında devamlı ağrı) semptomlarının ortaya çıkmasıyla başlar. Kan testi, Helicobacter pylori antijen testi veya üre nefes testi ile teşhis edilebilir. Ancak mikrobiyal kültür için mideden doku alınması, hızlı üreaz testi veya histolojik inceleme daha güvenilir yöntemlerdir. Çünkü bu testlerde hata payı yoktur.


Kaynaklar ve İleri Okuma

1- Polat M, Köksoy S. 2015. Gastrointestinal sistemde Tip 1 kanserojen bir bakteri; Helicobacter pylori. MAKÜ Sag. Bil. Enst. Derg. 3(2): 84-96.

2- Falush, D., Wirth, T., 2003. Traces of human migrations in Helicobacter pylori populations. Science, 299, 1582-1585.

3- Köksal, F., 2002. Helicobacter pylori. Topçu AW, Söyletir G, Doğanay M, eds. İnfeksiyon Hastalıkları ve Mikrobiyolojisi. İstanbul: Nobel Tıp Kitabevleri, 1643-7.